Yirmi İki

Bir şarkı.
“She’s 22” diyor başlar başlamaz.
O cümlenin öznesi olduğunun farkına varmanla o 22’nin ağırlığı ve kayıp gidişi arasında bir şeye sıkışman bir oluyor.
Düşünüyorsun, ne demek “she’s 22”? Çok mu küçük? Henüz 22.
Cevabı kendinde arıyorsun ama yok. Nesin? Sadece 22.
Büyüdün mü? Hayır. Hala o masum hayallere tutunan çocuk musun? Öyle uzak ki onun anıları bile. Elde sadece 22 var. Ne yapılır, ne denir bilemediğin bir 22.

Her şeyin başındayım dediğin 18’in umudundan öyle çok uzaklaşmış ki dönüp baktığında inanamıyorsun. Hiçbir şey olmamak, hiçbir şey olmak zorunda olmamak; ne büyük özgürlük. Ama 22 tam da o bir şey olmaya çalışmanın, oldum, yaptım demenin zamanı. Ya delirir insan ya da yutar söylenecekleri ve girer geri dönüşü belki mümkün olan yollara.
22’den öncesine sığdırılmış her “iyi ki” belki onlarca yıl ruhumuza sarılabilmenin tek yolu olacak. Çünkü 22’den sonrasında nedense “keşke”ler kapıda bekliyor hissi gitmiyor üzerinizden.
“Are you really happy?”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir