768 views

Bir Küçük Prens Tanıdım

   Antoine de Saint-Exupéry’nin altın sarı saçlı, sarı atkılı masum kahramanı Küçük Prens’le tanışmam öyle yıllar öncesine dayanmıyor. Hep duyduğum, alıp okuyacağım dediğim halde bu yaza kadar ertelemiştim. Güzel bir tesadüf, Küçük Prens’le de tanışmama sebep oldu.
   Anvers’te bir kitapçıda gezinirken orijinal dilindeki -Fransızca- baskısını görüp İngilizce olsaydı alırdım derken tekrar ertelemenin anlamı yok dedim. Biraz uğraştırıcı oldu rafların arasında bulmak ancak Katherine Woods tarafından çevrilmiş baskısını alabildim yağmurlu bir ağustos günü.
   Kitabı bitirdiğimde yıllarca ertelemenin pişmanlığı ve nihayet Küçük Prens’in dünyasını tanımanın tatlı bir huzuru vardı. Küçük Prens öyle bir karakter ki onu okuyan herkesin hayatına mutlaka bir yerlerden dokunuyor, ona bir şeyler katıyor; yaşı, cinsiyeti, dili ne olursa olsun. Bundandır ki 1940lardan bu yana 253 dil ve lehçeye çevrilmiş (bkz: http://www.thelittleprince.com/work/the-phenomenon/publishing/).
   Bir çocuk kitabı olarak yazılmış olabilir ama Küçük Prens her yaşta, her okunduğu dönemde apayrı anlamlar katar insanın hayatına. Bu yüzden bir kez okumakla yetinmez çoğu; Küçük Prens bir kez daha gülsün ister ve dalar tekrar onun masum dünyasına.
   İşte tam da Küçük Prens’i okuyalı birkaç ay olmuş ancak onu hafiften özler gibi hissettiğim bir zamanda Can Çocuk yayınları o müjdeli haberi verdi; Cemal Süreya ve Tomris Uyar çevirisiyle, Küçük Prens 2015’in en tatlı hediyelerinden oldu. Biraz önce bitirdim o şiirselliğin, içtenliğin her sayfada hissedildiği baskıyı.
   Ben 20 yaşında tanıştım bu prensle ama siz geç kalmayın derim yıldızlarınıza yeni anlamlar yüklemek için.

“Sizin Dünya’da insanlar,” dedi Küçük Prens, “bir bahçede beş bin gül yetiştiriyorlar; yine de aradıklarını bulamıyorlar.

Oysa aradıkları tek bir gülde, bir damla suda bulunabilir.”