1.277 views

Ashes and Snow

      Tüm koşuşturmalarınızdan, endişelerinizden kaçmak için 1 saat 2 dakikalık harika bir deneyim önermek istiyorum: Gregory Colbert‘in şiir gibi görüntülerle insanı doğanın kucağın bıraktığı, “Ashes and Snow” filmi.


   Aslında “Ashes and Snow” uzun zamandır sürdürülen fotoğraf, film, müzik içerikli bir projenin ismi ve amacı da insana doğanın dışında değil, doğanın bir parçası olduğunu yeniden keşfettirmek. Bu proje kapsamında dünyanın pek çok farklı yerinde doğayla bütünleşmiş insan görüntülerinden oluşturulmuş uzun metrajlı bir film, iki de kısa film, bir de roman bulunmakta. Doğada savunmasızlıktan çok doğayla kucak kucağa insanları görmek ruha inanılmaz bir dinginlik veriyor. Ayrıca filmin müzikleri de görüntüyle bütünleşerek muazzam bir deneyim yaratıyor.

“Önemli olan sayfada ne yazdığı değil,
Önemli olan, kalpte ne yazdığı.
Bu yüzden yak harfleri
Ve küllerini kara serp
Nehrin kıyısında.
Bahar geldiğinde, karlar eridiğinde
Ve nehir yükseldiğinde
Nehrin kıyılarına geri dön
Ve mektuplarımı gözlerin kapalı olarak tekrar oku.
Kelimelerin ve resimlerin
 Dalgalar gibi vücudunu yıkamasına izin ver.”*

 

Bu deneyime kısa filmiyle ortak olmak için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz:

 

*Metin filmde geçen romanın alıntılarına aittir.
Çeviri: Büşra Ay

Tanrının Harfleri

”     Tanrının harfleri olmasaydı, hiçbir kadın hiçbir erkeğe, hiçbir erkek hiçbir kadına bir tek sevgi sözü söyleyemezdi. Deniz köpüklenmezdi. Çiçeklere rayiha yürümezdi. Serçeler güneşten önce doğmazdı. Ağaçlar şarkı söylemezdi. Dünyanın bütün dillerinden yapılmış bir dil, kirpiklerin hevesini parmakta mucizeye çevirmezdi. Beden arzu etmezdi. Hayvanların gözlerinden merhamet duygusunu öğrenemezdi insan. Keder olmazdı. Zaman, doğumla ölüm arasında cümle kuramazdı. Evlerin pencereleri dışarı açılmazdı. İnsanlar birbirlerine gözyaşı boncuklarından armağanlar sunmazdı. Dünyamıza akşamlar gelmezdi. Uykular bizi her sabah yeniden doğurmazdı. İnsan, ayrılığa şiirler söyleyemezdi. Hazla hüzün arasında salkım çiçekler açmazdı dünya.
     Tanrının harfleri olmasaydı, insanın ilk çığlığı dünyayı tutmazdı. Aldığı soluk öldürürdü herkesi. Sonsuzluk olmazdı. Ölümü gördükten sonra kimse kimseyi sevemezdi. Üzümün güneşinden şarap kandilleri yapamazdı insan. Hayal olmazdı. Hatıra olmazdı. Yeryüzü beşiğinde gökyüzü uyumazdı.

     Doğanın kalemiyle doğanın kağıdına şiirler yazamazdı insan.

2012-2013

Şükrü ERBAŞ
Tanrının harflerini düşünürken bir huzurlu melodi eşlik etsin size. Bu yazıya ekleyebileceğim tek şey bu: