786 views

ve sevgiye inandılar.

     Bir albüm var, OnnoTunç Şarkıları isminde; Onno Tunç’a saygı albümü olarak hazırlanmış. Sezen‘den Şebnem‘e, Levent‘ten Sertab‘a herkes toplanmış; enfes bir şey hazırlamışlar. 

     2007’de hazırlanmış bu albümden neden şimdi bahsediyorum peki? Albümde bir de Mor ve Ötesi yorumu var, şarkının ismi 1945. Şarkıyı daha önce Sezen de yorumlamış ancak Mor ve Ötesi yorumu daha başka etkiledi beni. İsminden anlaşıldığı üzere şarkı o yıl Hiroşima ve Nagasaki’ye atılan atom bombaları sonucu parçalanan hayatları, yarım kalmış çocuklukları anlatıyor. Bugün denk geldi ve tekrar dinlediğimde şarkının o tarihteki acıların ötesine dokunduğunu hissettim. 
 
Sene bin dokuz yüz kırk beş onlar da hep insandılar,
ve sevgiye inandılar ve saygıya inandılar 
senin gibi… benim gibi…”
       Ölümlerin sayılar ve istatistikler ötesine geçemediği, ölenlerin insanlar olduğu gerçeğini unuttuğumuz şu karanlık dönemde insanlığı yeniden hatırlatır gibi bir şarkı. Her gün üzerine bombalar yağan çocuklar, anneler, babalar; evler, yataklar, oyun parkları, okullar; umutlar, hayaller, geleceklerle dolu. Her gün sayısız çocuk kaybettiği babası, ablası, komşusuyla birlikte kocaman bir parçasını yitiriyor kalbinde, umudunu. Her gün sayısız insan gülümseyerek başladığı günü yapayalnız bitiriyor.
“Gel asırlardan uzan da tut ellerimi sımsıcak.
Yoksa bendeki çocuk da böyle çaresiz kalacak.
Öfke ile beslenen çocuklar yalnızdırlar 
ve ümitleri çiceklerden, acıları tarihlerde.” 

     Çözüm nedir bilmiyorum ama sevgiye inanmaktan zarar gelmez. Tolstoy, “İnsan Neyle Yaşar?”da da cevabı onda buluyordu:

 “İnsanlar sadece kendi hayatları için kaygılandıkları, kendilerini kolladıkları için yaşar sanırdım, oysa onları yaşatan tek şey sevgiymiş.”

Sevgiye, umuda, güzel günlere…
 

People’s History Museum / Kadınlar için Oy

     Önceki gün Manchester’a yaptığım küçük gezide harika bir müzeyi gezme fırsatı buldum: People’s History Museum (İnsanlık Tarihi Müzesi). Müze hakkında kısaca bilgi verecek olursam; iki ana kısımdan oluşmakta ve bunlar tarihlere göre ayrılmakta. İlk kısım 1945’e kadar insanlık tarihinin önemli fikirleri ve akımlarını kapsamakta. Birinci kısım dört ana bölgeye ayrılmış; devrim, yenilikçiler (reformcular), işçiler ve oy verenler. İkinci kısım ise 1945 sonrasını kapsamakta ve üç ana kısımda oluşuyor; vatandaşlar, pankartlar ve tekstil koruma keşif alanı.
    İlerleyen zamanlarda fırsat buldukça müzenin ayrıntılarından bahsedeceğim ancak bugün en çok dikkatimi çeken ve daha yeni bu konuyla ilgili bir filmi (Suffragette, 2015) keşfetmişken müzede gördüğüm bir alandan bahsetmek istiyorum. Oy Verenler kısmının “Kadınlar için Oy” alanında kadın hakları savunucularının eşyaları, mücadeleye dair pankartlar ve yaptıkları işlere dair bilgiler bulunmakta.

  • “Kadınlar için Oy” kuşağı (en üsttekiler) / 
  • Prenses Sophia Alexandra Duleep Singh “The Suffragette” gazetesini satıyor (sol-ortada) / 
  • Büyük Vatansever Buluşması broşürü 1915/ 
  • Kadınlara Oy Hakkı rozetleri/ 
  • Holloway broşu (hapse girip çıkan kadın oy hakkı savunucularına verilirdi)/  
  • Hapse Atılmış Kadınlara Oy Hakkı Sağlama Liderleri Kartpostalı 22 Mayıs 1912 (siyah, Pankhurst, Bayan ve Bay Pethick-Lawrence fotoğraflarından oluşuyor) / 
  • Kadınlar İçin Oy Toplantı Çağrısı (Pazar, 15 Haziran 1906 -en sağda) 
 “Believe and You Will Conquer (İnan, Başaracaksın)”
 
     WSPU (Women’s Social and Political Union) Emmeline Pankhurst ve kızları tarafından 1903’te kurulmuş ve yalnızca kadınları kabul etmiş bir birlik. Kadınların eşit oy kullanma hakkını elde etmek için mücadeleden kaçınmamış, üyeleri hapse atılıp açlık grevine kadar vardırmış eylemlerini isteklerini duyurmak için. Pankart, şu an solmuş olsa da, birliğin renklerinden yapılmış; mor, saygınlığı;yeşil, umudu ve beyaz, saflığı temsil etmekte. 

Hannah Mitchell’in mutfağı 
     Hannah Mitchell bölgesel çalışan bir politikacı, yenilikçi ve ev kadınıydı. Mutfağında ise ev işlerini yürütürken verdiği mücadelenin izleri, ikisini bir arada yürütürken çektiği zorlukları görebiliyorsunuz. Şu masa ise yaşadığı hayatı çok kısa ve güzel bir şekilde özetliyor. Ekmek, yumurta, süt ve kadınlar için oy hakkı. Yaşamını sürdürürken derdi karın doyurmak ve haklarına kavuşmak için mücadele vermek olan bu kadına bir de gelip kendi masasından bakmak için harika bir fırsat sunmuş People’s History Museum.
 
Mrs. Pankhurst’, ‘Mrs. Pethick-Lawrence’ and ‘Mr. Pethick-Lawrence – See more at: http://collections.museumoflondon.org.uk/online/object/290388.html#sthash.6uczkVPs.dpuf
Mrs. Pankhurst’, ‘Mrs. Pethick-Lawrence’ and ‘Mr. Pethick-Lawrence – See more at: http://collections.museumoflondon.org.uk/online/object/290388.html#sthash.6uczkVPs.dpuf
Mrs. Pankhurst’, ‘Mrs. Pethick-Lawrence’ and ‘Mr. Pethick-Lawrence – See more at: http://collections.museumoflondon.org.uk/online/object/290388.html#sthash.6uczkVPs.dpuf

Mrs. Pankhurst’, ‘Mrs. Pethick-Lawrence’ and ‘Mr. Pethick-Lawrence – See more at: http://collections.museumoflondon.org.uk/online/object/290388.html#sthash.6uczkVPs.dpuf