İyi ki doğdun Gamlı Prenses!

İyi ki dokundun ruhuma,
Tezer Özlü.
     Bu ülkeden bir Tezer Özlü çıktı; yaşamdan, acılardan, çocukluğun soğuk gecelerinden bir Tezer geçti. Yaşadı, her bir anı dolu dolu yaşadı; kimi zaman aşklarıyla kimi zaman da hüzünleriyle doldurarak. Coğrafya kaderdir sözüne inat tüm acıları kucakladı Tezer; ait olamadı hiçbir yere, hiç kimseye.
   Onun bu fotoğrafını çok seviyorum. Dopdolu bir özeti gibi yaşadığı kısacık yaşamın. Gencecik yüzü, buruk gülüşü, şişmiş göz altlarıyla hüznün ve mutluluğun her bir ayrıntısını barındırıyor sanki şu küçücük kare. Yüzünün bir yanı alabildiğine aydınlık, parlakken; bakışı umut saçarken diğer yanına düşen saçları ve onun gölgesi altında kalan gözünde derin bir hüzün.
 
   YKY, Eski Bahçe – Eski Sevgi öykü kitabında onu “Türk edebiyatının lirik prensesi” olarak tanımlıyor. Bugün doğum günü lirik prensesin ki kendisi doğumunu “bile bir kökünden kopma”(s.44)1 olarak görüyor. Sadece 43 yıl dayanabildiği yeryüzünde ilk günü, bir sonbahar günü. Belki de bu yüzdendir yağmurları sevişi, yağmurlara “Yeryüzünde, doğanın bana sunduğu en yakın arkadaş”(s.113)² diyerek sarılışı.
      Ferit Edgü; dostu, acılarının ortağı, “en çok ve en uzun sana inandım”3  dediği adam, Tezer’in yazdıklarını, yazarlığını şöyle tanımlıyor:  
“Kuşkusuz, bir yazarın, hiçbir zaman, hiçbir kanıta gereksinimi yoktur. 
Yazdıkları, ya yaşamla örtüşür, ya da düşlerle. 
Ya da her ikisiyle.
Burda, yaşamla örtüşen sözcüklerle karşı karşıyayız.”(s.11)1
 
     Satırlarını yaşamla doldururken kaçışı hep yaşamdandı. Çok sevdiği, izine düştüğü, intihar ettiği odasına kadar gidip ondan bir iz ararken bir nevi ruhunda kendini bulduğu Pavese’yle öyle paralel ki yaşamları; Tezer ondan bir gün sonra, 10 eylülde doğuyor aynı yıllarda olmasa da. Yine Tezer ondan 1 yıl fazla yaşıyor yeryüzünde, Pavese 42 yaşında sonlandırmışken yaşamını. Her şeye yabancı olduğu, köksüz doğduğu, ait olamadığı şu dünyada “Yabancısı olmadığım tek olgu var. O da kendi varoluşum.”(s.60)2 diyordu. O varoluş da bizi göğüs kanseri nedeniyle bir hastane odasında terk etmiş. Simav’da başlamış yersiz-yurtsuz yaşamı, Zürih’te sonlanmış; belki de dinmişti yeryüzü sancısı.
 
     Belki hiçbirimiz Tezer kadar kucaklayamayız acıyı, gülüşümüz dünyaya direnen bir sürgün olamaz ancak herkes bir kerecik de olsa okumalı onu. Okumalı ki bir kitap boyunca olsa da gidebilmeli ait olduğu her şeyden çok uzaklara, koparabilmeli tüm bağları.
     Hem zaten yaşama anlamı veren biraz da acı değil midir?
    
 “Dünyanın acısı olmasaydı taze yeşil yapraklar üzerindeki güneş ışınlarının anlamı olmazdı.”(s.60)1
 
 
 
1. Kalanlar, Tezer Özlü. YKY, Ağustos 2015.
2. Yaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer Özlü. YKY, Ocak 2015.
3. Her Şeyin Sonundayım, Tezer Özlü – Ferit Edgü. Sel Yayınları, 5.baskı.